Tekil Mesaj gösterimi
Alt 08-29-2008, 01:05 AM   #1 (permalink)
MisT-One
ρєѕιмιѕт AdmiN
Avatar
MisT-One - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forum Bilgileri
Üyelik tarihi: Aug 2008
Bulunduğu yer: İzmiR
Yaş: 15
Mesajlar: 1,616
Ruh Halim:
Teşekkür Bilgileri
Ettiği Teşekkür: 4
Aldığı Teşekkür: 15
Rep Bilgileri
Rep Puanı: 2009
Rep Grafiği: MisT-One has a reputation beyond reputeMisT-One has a reputation beyond reputeMisT-One has a reputation beyond reputeMisT-One has a reputation beyond reputeMisT-One has a reputation beyond reputeMisT-One has a reputation beyond reputeMisT-One has a reputation beyond reputeMisT-One has a reputation beyond reputeMisT-One has a reputation beyond reputeMisT-One has a reputation beyond reputeMisT-One has a reputation beyond repute
Standart A'dan Ç'ye -Türkçe Anlamlarıyla Sözlük

A

A'da : Düşmanlar
A'lem : Daha iyi bilir bilirim
Ab: Su
Ab-ı Efsun : Göz yaşı
Ab-ı Hayvan : Dirilik suyu bengisu
Ab-ı Kevser : Kevser suyu
Ab-ı Mutahhar : Temiz su
Ab-ı Nisan : Nisan yağmuru söylenceye göre nisan ayında sedefler deniz dibinden su yüzüne çıkıp yağmur danelerini içine alıp. sedef yaparmış.''

Abad : Zengin olma varlıklı olma bayındır.
Abı-puş : Aba giyen derviş fakir
Abd : Kul köle
Abdal : Gezgin derviş. Derviş Tanrı sevgilisi kırk din ulusundan biri. Saçlarını kaşlarını bıyıklarını ve sakallarını usturayla tıraş ettiren davul ve dümbeleklerle sancaklarla toplu halde gezen Şii -Batıni bir derviş topluluğu doğrudan doğruya derviş anlamına da gelir.

Abdal: Abdal donu: Gezgin derviş giysisi derviş görünüşü.
Abes : Boş asılsız saçma
Abeş: Kula renkte at alacalı hayvan.
Ab-ı zemzem: Kabe yakınlarında bir kuyu ve bu kuyunun Müslümanlarca kutsal sayılan suyu.
Abı Hayat : Ölümsüzlük suyu bengisu
Abidane: İbadet edene yakışacak bir surette.
Abus : Somurtkan
Acem: İranlı.
Acem dağları: Batı İran dağları.
Acep: Acaba
Açak: Açalım
Açaram: Açarım
Açılcağ: Açılınca gelince.
Açılıptur: Açılmıştır.
Adib : Edepler töreler
Adalet : Hak tüze
Adave : Düşmanlık
Adavet : Düşmanlık buğz yağılık
Adem : İlk peygamberin adı insan
Ademiyet : İnsanlık insancılılık
Adem : Yokluk hiçlik
Adet : Görenek sayı
Adlım: Ünlü ünü büyük.
Adu taşı: Düşman taşı.
Adu: Düşman hasım.
Adü : Düşman yağı
Adüvan : Can düşmanı
Afak : Ufuklar gökyüzünün kenarları
Ağ: Ak.
Ağca: Akça aka yakın alacalı.
Adu: Düşman.
Agah: Vakıf bilen.
Ağ lavaş: Yufka ekmek. Ak undan yapılmış yufka ekmek.
Ağ mercan: Ak mercan. [mec. Ak meme sevgilinin süt gibi ak olan memesi.]
Ağca ceyran: Ak ceylan. ''Ağca ceyran sürme çekip gözüne.'' (Ak ceylana benzetilerek sevgilinin güzelliğinin vurgulanması.)

Ağ-gızıl: Ak kızıl karışığı renk alacalı
Ağıl: Koyun ve keçi sürülerinin gecelediği çit ya da duvarla çevrildiği yer.
Ağır sufra: Şölen sofrası.
Ağır zürbe: Yabankazı yabanördeği turna gibi kuşların uçarken yaptıkları büyük dizi katar.

Ağlaram: Ağlarım.
Ağmak: Akmak karışmak. ''Sırdaş olup ağ sulara.''
Ağu: Ağı zehir.
Ağyar: Başkaları.
Ah ü firaz: Ah edip inlemek ağlamak.
Aharam: Akarım. ''Aharam seller içinde.''
Ahd ü peyman: Yemin and.
Ahd: Vadetme söz verme.
Ahdipeyman-ahdipeyman: Ant anta dayalı sözleşme antlaşarak yapılan sözleşme.
Ahenger: Demirci.
Aheste : Yavaş ağır yavaş yavaş
Ahıl: Akıl
Ahi : Esnafı öğütleyen Fütuvvet ehlinin şeyhi Kardeşim (Bir
esnaf teşkilatı olan ve bilhassa XIII-XVI. yüzyıllarda Anadolu ve Rumeli'de yaygın bulunan Fütuvvet ehli
şeyhlerine de ****ahi**** derlerdi)

Ahibba : Dostlar sevgililer
Ahir: En son sondaki nihayet son olarak.
Ahlak : Huylar davranışlar Etik.
Ahmer: Kırmızı kızıl.
Ahsen-i takvim: En güzel kıvama koyma Cenab-ı Hakkın her şeyi kendisine layık en güzel kıvam sıfat ve surette yaratılması.

Ahsen : Çok güzel
Aht : Sözleşme
Ah-u zar: Yüksek sesle ağlama dövünme.
Ahü : Ceylan güzellerin gözü (Mec)
Ahval: Durum durumlar.
Ahval: Haller vaziyetler oluşlar .
Ahz : Almak
Akça : Para
Akdem : İlk önce önceki daha önceki
Akıl yetirmek: Akıl erdirmek.
Akl-ı cüz : Cüz'i akıl tikel us
Akl-ı Küll : Tüm akıl; Tanrı bilgisi
Akl-ı Mead : Ahirete dönük akıl
Akşamaca: Akşama değin akşama kadar.
Aktöre Atayi : Armağan.
Al: Hile aldatma işi.
Al-i aba : Muhammed Ali Fatıma Hasan ve Hüseyin'den oluşan
kutsal topluluk

Al-i Yezid : Muaviye'nin oğlu Yezid ve onun soyundan gelenler
Al malı: Yağlık başa bağlanan örtü al renkli çapı vala
Ala göz: Ela göz.
Ala: Ela.
Alacabaz: Doğan aladoğan ''Eli alacabazlının''
Aladağ salı: Aladağ düzlükleri.
Aladağ: Erciş'in kuzeyinde yer alan dağ sırası. Dede Korkut'ta da geçer. Van Gölü'ne dökülen Deliçay Hacıdere ve Zilan akarsuları Aladağ sır.asından doğar.

Alaik : Alakalar ilgiler
Alak: Alalım.
Alakaftan: Alaca kumaştan yapılma giysi. Kınalı kekliğin (dağ kekliğinin) siyah ve pas rengi gerdan ve siyah çizgilerle bezeli yan tüyleri.
Alasan: Alasın.
Alçağ [alçah]: Alçak yer yüksel olmayan yer.
Alçağa: Alçak yere.
Alçak: Yüksek karşıtı yüksek olmayan yer ova.
Al duvağ: AI duvak. Gelinin yüzüne örtülen al renkli ipek örtü duvak.
Alef : Cana yakın teklifsiz.
Alem: Yeryüzü ve gökyüzü nesnelerinin tümü Evren. Dünya Acun.
Alışaban: Tutuşarak. ''Alışıban yanaram men''
Alışmak: Tutuşmak alev almak alevlenmek.
Ali: Büyük yüksek üstün yüce aziz olan.
Ali: Hazreti Muhammed'in damadı ve amcası Ebutalib'in oğlu .
Alişan: Şan ve şerefi büyük olan meşhur bir çeşit lale.
Allah-amandır: 1-Şaşma beğenme duygusunu gösterme. 2-Allah aşkına.
Alma: Elma.
Alma teki: Elma gibi elma benzeri.
Aluptur: Almıştır.
Alvala: Al renkli ipek dokuma yüz örtüsü.
Amal: Amel yapılan iş eylem edim.
Aman: Sığınca koruyucu dayanma gücü umut.
Amana düşmek: Sığınarak bağışlanma ya da yardım dilemek
Amanat: Emanet.
Amanı aldırma: Umursamazlık zora koşma
Amber: Amber kokusu güzel koku. [Amberbalığı'ndan elde edilen güzel kokulu kül rengi madde güzel kokulu kimi maddelerin ortak adı ]

Amel: Niyet itaat dini bir emri yerine getirme. (Bi amel: Amelsiz)
Anasır: Elemanlar öğeler.
Anber: Amber.
Andelip: Bülbül seher kuşu.
Annac-annaç: Karşı karşı yön. ''Annacımdan gelen güzel''
Aparmak: Götürmek alıp gitmek. ''Felek can aparır...''
Arabi: Arapça Arap kavmine mensup.
Araram: ararım.
Arasın: Arasını
Arayı arayı: Araya araya
Araz: Aras Nehri.
Argaç: Davarların açıkta toplu olarak yattıkları yer düz dağ sırtları.
Arkuru-arkurı inen: Karşı çıkan.
Arma: Eskiden erkeklerin askerlerin bellerine bağladıkları fişeklik.
Arş: İslam dini inanışına göre göklerin en yüksek katı dokuzuncu kat gök.
Arz'edilen-arzu ediben: Arzu ederek arzulayarak.
Arzıhal: Sunu sunma. ''Arzıhal eyledim visal baçımı''
Arzın al: Arzu ettiğini al. (88/3) [arz: Arzu]
Arzı'nan Kamber: Yaygın bir halk hikayesinin kahramanları Arzu ile Kamber.
Arzuman: Arzu dayanılması güç istek.
Asitan: Dergah tekke kapı eşiği.
Aslı hariç: Soyu belirsiz yabancı.
Aslı pak : Temiz soylu
Aslı kıt: Soysuz verimsiz.
Asuman: (Asman) Gök sema.
Aş: Yemek
Aşarsız: Aşarsınız
Aşere -i Mübeşşere : Cennete gidecekleri Hz. Muhammed tarafından bildirilen on İslam büyüğü Ebu Bekir Ömer Osman Ali Talha bin Ubeydullah Zübeyr bin A vvam Abdurrahhman bin A vf Ebu Ubeyde bin Cerrah Sait bin Zeyd Sad bin Ebi vakkas.

Aşık Emrah: Ercişli Emrah.
Aşık mısan: Aşık mısın.
Aşıkan : Aşıklan gibi açıkçasına.
Aşırma: Kova bakraç.
Aşikar : Açık gizli değil
Aşina : Bildik tanıdık
Aşiyan : Kuş yuvası ev mesken
Aşk dolusu: Halk inancına göre Pir'in Üçler'in Erenler'in içirdiği aşk şarabı.
Aşlak: Aşılama aşı.
Aşna: (Aşina) Bildik tanıdık bilen tanıyan ahbab.
Aşna: Aşına dost tanıdık.
At: Satranç oyununda iki taşın adı.
Ataş-ataşa: Ateş ateşe.
Ataşına: Ateşine.
Ataşlara: Ateşlere.
Ataşlı: Ateşli.
Ati : İyilik ihsan
Atlanıban-atlanuben: Atla atlanarak atlı olarak.
Attar : Güzel kokular satan aktar.
Avara: Avare boş yararsız.
Avara: Boşta gezmek işsiz oyalanmak.
Avare : Başı boş işsiz.
Avatmak : Avutmak teselli etmek
Avaz: Yüksek ses
Avcu: Avcı
Avdet : Dönüş
Avlak: Av alanı. (avlağı-Av alanı)
Avn : Yardım yardım eden
Avsın almaz mar: Büyü tılsım tutmayan yılan.
Avsın: Büyü tılsım.
Avurd : Yanağın iç tarafı boş yeri.
Avurmak : Eğilmek çevirmek
Avuni: Avını.
Ayakça: Ayak kelepçesi ayak bağı.
Ayan : Belli açık meydanda
Ayat : Ayetler
Aydıvar : Söyler
Ayet-i Kurba : Kur'an Şura suresinin 23. ayeti. Burada ''Ya Muhammed sen ümmetine söyle ki; size tebliğ ettiğim din hükümlerine mukabil akrabana (yakınlarına) muhabbetten başka bir şey istemem'' denmektedir. Ayette ''akrabanın karşılığı'' fil-kurba'' sözcüğü bulunduğu için ayet bu adla anılmaktadır .

Ayet: Kur'an'ın herhangi bir cümlesi.
Ayine : Ayna
Aylak : İşsiz güçsüz
Aymak : Söylemek hitab etmek
Aymak: Uyanmak farkına varmak.
Ayn : Göz göz pınarı asıl kendisi
Ayn-el -yakin : Bir şeyi kendi gözüyle görüp öğrenme.
Ayn el yakin: Gönül gözü. Tanrı'yı gerçek olarak gözle görerek bilme sofilere göre bilgi bilmek görmek ve olmak aşamalarına ayrılır. Bir şeyi bilmeye ''ilm-el yakıyn'' bilgisini görüş haline getirmeye ''ayne'l* yakıyn'' bilginin oluş haline gelmesine ''Hak el yakıyn'' denir.

Ayn-i irşid : İrşadın ta kendisi. Aydınlatma
Ayn-i rah: Yol gözlemek.
Ay'nan: Ayla ay ile ''yeri ay'nan gün'ün arasındadır.''
Aynası: 1. Yüzü 2. Göksü.
Ayrılmanam: Ayrılmam ayrılamam.
Azad: Serbest bırakma azat.
Azim : Kesin karar verme irade
Azimet : Gitme gidiş
Aziz : Sevgide üstün tutulan
Azizan : Dostlar erenler
Azl : İşten çıkarma
Azheri : Belli
Azmış : Yol sapıtmış


Konu MisT-One tarafından (08-29-2008 Saat 01:08 AM ) değiştirilmiştir..
MisT-One isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
 
5 6 7 8 9 10 11 12 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 171 172 173 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 219 221 222 223 224 226 227 228 233 234 239 240 241 248 249 258 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286