1878 yılında; Edison fonografı bularak insanın 'sesin kaydı' yolundaki bitip tükenmez çabalarına bir nokta koymuş oldu. Emil Berliner dokuz - on yıl sonra 1887 de; fonografın daha gelişmiş bir üst modeli sayabileceğimiz gramofonu ve ilk gramofon plağını yaptı. Bu yeni buluş insanlara günün hemen her saatinde ve her yerde müzik dinleyip

dans edebilme olanağı sağlıyordu. Müzikli ortamlar yaratmak için bir çalgıcı bulmak

bulduğunuz çalgıcının gönlünü beklemek zorunda kalmıyordunuz. En iyi şarkıcılar

en kalabalık orkestralar sizin için çalıp söylüyordu. Aynı şarkıyı defalarca dinleyebiliyor

başka bir zaman tekrar çalmak üzere plaklarınızı kaldırıp bir köşeye koyabiliyordunuz.
Çalgıcısız mekanik müzik aletleri düşüncesi insanoğlunun saplantılarında biriydi.10. yüzyılda Organistrum denilen bir kilise 'enstrümanı' geliştirilmişti. Biri bir çarkı döndürür

bir başkası da tuşlara basar

müzik yaparlardı. Önceleri kentlerin çalgıcısı olmayan yoksul mahallelerinde ve köy kiliselerinde kullanılan çalgı zaman içinde gelişecek

Org ve pianoforte' nin de temelini oluşturacaktı.Bir başka mekanik çalgı da Hurdy-Gurdy' dir. Uda benzeyen gövdesinin içine yerleştirilmiş döner bir çarkın titreştirdiği tellere basılarak çalınırdı. Önceleri kiliselerde kullanılan Hurdy-Gurdy zamanla dindışı musikinin özellikle de sokak çalgıcılarının gözdesi oldu. Orta Avrupa geçen yüzyılın başlarından itibaren bu tür mekanik çalgıların merkezi olmuştu. Barrel Piano

Calliope

Pianoforte a Cilindro

Handle Organ

Laterna benzer çalgılara verilen isimlerdi.
Her şeyden önce; programlanmış ezgilerin tekrarlandığı mekanik bir çalgı olarak tanımlayabileceğimiz Laterna

İstanbul'da ilk kez geçen yüzyılın sonlarına doğru görüldü. Bir Levanten olan Giuseppe Turconi talya'dan ithal ettiği laternaları

Galata Bankalar Caddesi'ndeki dükkanında satmaya başladı. Doğal olarak bu laternalarda İtalyan ezgileri

valsler programlanmıştı. Özellikle İtalyan kökenli Levantenlerin yoğun olarak yaşadıkları İzmir

Siros Adası

Pire

Selanik gibi kentlerde bu çalgı büyük ilgi gördü. Çok geçmeden de bu kentlerde yaşayan eğlenceye

dansa yakınlıkları olan Rum halkın vazgeçilmez çalgısı oldu.
Bir yerde

laterna Rum'larla özdeşleşti. Bu kaynaşmanın en önemli etkeni; İtalya'dan ithal edilen hazır ezgilerin yerine kasabiko

serviko

zeybekiko

sirto gibi dans parçalarının konulması olmuştu. Turconi'nin yanında çalışan ustalar işin özünü kavramışlar

bazı geleneksel eserleri zor da olsa laternaya uyarlamayı başarmışlardı. Batı musikisi ses sistemine göre akortlu bir çalgıya doğu musikisinin ses sistemini oturtmak kolay olmamıştı. Batı kentlerinin musiki zevki için üretilmiş melodiler

doğu insanı için çok fazla bir şey ifade etmiyordu. Ezgileri değiştirmek kaçınılmazdı. Bu değişim gerçekleşti ve laterna gramofonun henüz yaygınlaşmadığı günlerde kendisine akıl almaz bir popülerlik sağladı. Meyhanede

kırda ve özellikle Rumların eğlence ile iç içe geçmiş olan dini günleri 'panayırlar' da orkestra yerini tutuyor

eğlencenin bel kemiğini oluşturuyordu.
Turconi İstanbul'da laterna ve laterna ezgilerinin yazılı (programlı) olduğu silindir üretimine geçmişti. Stambadori (baskıcı) denilen ustalar

ıhlamur (Flamouri) ağacından silindire çiviler saplayarak her türden şarkı

dans havasını programlayabiliyorlardı. Bir silindire 60-70 saniye kadar süren "dokuz ayrı ezgi" sığabiliyor ezgiler yinelenerek tekrar tekrar çalınabiliyordu. Sandığın önündeki kolun çevirmesiyle dönmeye başlayan çivilerin takılarak harekete geçirdiği tırnaklar -piyanoda olduğu gibi- keçeli çekiçleri kaldırıyor ve tellere vurarak ezgiyi oluşturuyordu. Bu çiviler; incelik ve kalınlıklarına

sertlik ve yumuşaklıklarına göre farklı sesler veriyordu. Stambadori olabilmek için

iyi bir müzik kulağına ve teknik beceriye sahip olunması gerekiyordu. Çivi çakmak ustalık isteyen incelikli bir işti.
Silindirin bir yatak içinde döndüğü bölüme Hazne ya da Sandık denilirdi. Haznenin sol yanında bulunan bir kol (manivela) çekildiğinde çivilerin tırnaklara dokunma durumları (pozisyonları) değişiyor bir başka ezgi duyulmaya başlıyordu.
Sıra takip etmeden silindirin yanındaki bölmelerden yapılan bir ayarlamayla üçüncü parçadan sekizinciye geçebilmek mümkündü. Silindirin yan yüzü dokuza bölünmüştü. Manivelanın çekilmesiyle gösterge istenilen şarkının hizasına getirilir

konumu değişen silindir döndükçe farklı ezgiler çalardı. Silindirin yatağına iyi oturmaması yalpalara neden olduğu için

ezgi bozulabilirdi. Silindiri çevirirken dönüş hızını iyi ayarlamak

ritmini kaçırmamak gerekiyordu. Bir de ayrıca haznenin içinde ezgiye derinlik ve renklilik kazandıran bir zil bulunurdu. Laternayı çeviren usta ritme göre zile vurur

zilin çınlaması ezgiye karışırdı.
Keman

viyolonsel

viyola gibi çalgıların yapıldığı kelebek ağacından (Akçaağaç) yapılan ve piyano tellerinin gerili bulunduğu dikey bölümün adı

Balkon'du.
Balkonun tam ortasına çoğu zaman Oryantalist tarzda bir kadın portresi resmedilirdi. Sahibinin zevkine göre boncuklarla

yapma çiçeklerle

bayraklarla bezenen bu çalgı şenlikli bir görünüm alır

neredeyse bir mihraba dönerdi. Aslında bu resimli bölme gitar

ud

tambur gibi çalgılarda tınlamayı

rezonansı sağlayan

'göğüs' işlevi görmekteydi. Balkonun yapımında Akçaağacın kullanılması

rezonansa verilen önemi göstermesi açısından ilginçtir.
Balkonun arkasında laternayı taşımaya yarayan askı kuşakları bulunur ve laterna

laternacının sırtında taşınırdı. Laternanın açılıp kapanır

tornadan çıkmış ince ayaklı bir sehpa üzerine konarak çalınması da bir gelenektir. Bu ayaklar Pire' de

İzmir'de

İstanbul' da tıpa tıp birbirinin eşidir.
Laterna ekibi çoğunlukla iki kişidir. Usta laternayı çevirirken yardımcısı bez kurdelelerle süslü defini elinin tersiyle vurarak çalarken laternadan yükselen ezgiye uygun adımlarla salınır

dinleyenleri raksa davet eder

yapılan raksa katılırdı. Bazı durumlarda hazır tutulan yedek silindir laternaya takılır ve böylelikle on sekiz parçalık bir repertuar zenginliğiyle

saatlerce dans edilebilme olanağı sağlardı. Laterna silindirlerine vals

fokstrot

tango

sirto

serviko

kasabiko

kalamatiano

hızlı vals gibi danslar ve zamanın gözde şarkıları programlanırdı.
Laternanın benzeri olan Rombia laternaya göre daha büyüktü. Bu ismi taşıyan bir İtalyan firması tarafından üretilmişti. 'On sekizbin çivinin çakıldığı' silindirlerinde programlı 'on yedi ayrı' ezgiyi çalabilen rombialar

ağırlıklarından dolayı araba üzerinde hareket ettirilir

sırtta taşınamazdı.
Amerikalı araştırmacı Petrides; 'Sultan II Abdülhamid' in sarayında laterna çalındığını ve padişahın laternacıları altınla ödüllendirdiğini' yazıyorsa da

seçkin çevrelerin tebessümle yaklaştıkları laternayı daha çok 'eğlencelik sokak çalgısı' olarak görüp nitelendirdikleri bir gerçektir Pek çoğu Turconi' nin yanında yetişmiş stambacı ve laternacılar Arnavutluk

Sırbistan

Romanya

Mısır gibi ülkelerde laternaya parlak devrini yaşattılar. Halkın yakın ilgisini ve sevgisini derleyen laterna her şeye rağmen çok sevildi. Turconi' nin çıraklarından olan Fotios Fotiu Selanik'te istasyon yakınlarında bir laterna imalathanesi kurmuş

ortağı Evimos Polikarpos' la seri üretime geçmişti. Selanikli diğer önemli laternacılar: Aşağı Tumbalı Tomas Çimuris

1908 İzmir doğumlu Dimitri Kapiris

1907 Pontus doğumlu Manolis Karacis

1902 İstanbul doğumlu Yorgos Kasteropulos'tur. Görüldüğü gibi; neredeyse hemen hemen tüm laternacılar mübadele sonrası Yunanistan'a göç eden İstanbullu ve Anadolu'lu ustalardı.
Pire' de ise

İstanbullu bir stambacı olan Nikos Armaos - belki de gelmiş geçmiş en büyük usta olarak- yaşamını bu çalgıya adamıştı. İstanbul laternası böylece en yetkin ustanın aracılığıyla Atina'da bir kez daha hayat buldu. Armaos

pek çok zeybek ve kasap havasını laterna için yeniden düzenleyip

derledi. 'Sayısı iki bini bulan ve pek çoğu kendine ait güftesiz eseri' çiviler çakarak laternaya geçirdi. 1979 mayıs ayında Atina'da 90 yaşında ölen Nikos Armaos' un Yunanistan'da yayınlanmış iki uzunçalar plağı bulunmaktadır.
1940'dan sonra yaygınlaşan gramofon laternayı unutturdu.1955 yılında geleneksel müziğe büyük ilgi duyan ve Rembetiko müziğinin de yeniden hatırlanmasında önemli payı olan ünlü besteci Hacıdakis

laternaya güncellik kazandırdı. Laterna

Üyiliksever ve Yoksul (Laterna Phtohia ke Fhliotimo) filmi için Armaos' a özel müzikler yazdırdı. Laterna bir zaman için güncelleşti ama bu çıkış kaçınılmaz sonu engelleyemedi.