Şeytanın Fısıldadıkları - 3 / Emre Yılmaz
Aşk ve İman
*Aklın sözü ancak boş bir gönle geçer. Evet ancak boş bir gönlün efendisidir akıl; efendili bir gönlün ise kölesidir.
*aşkta akıl susar; delilik konuşur.
Aşkın Mantığı Yoktur
*Beni acıtabilmek
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]çin önce nereye vuracağını çok iyi bilmelisin
Nereye vuracağını bilmek
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]çin beni çok iyi tanımalısın
Beni çok iyi tanıyabilmek
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]çin sevgilim olmalısın
Sevgilim olman için seni çok sevmeliyim
Yani?
Yani seni çok seversem; beni acıtabilirsin
Eeee?
Ne eee’si?…… Ayrılıyoruz…
*aşk ne kadar şiddetliyse

ayrılıklar ve kavgalar o denli şiddetli olur
Hiç kavga etmeyen aşıklar mı?
Birbirlerini değil ebeveynlerini bulmuşlardır.
*Aşkta huzur mu?
Sadece bir ateşkestir
*Büyük bir aşk her zaman bir rastlantıdır. İlişki sipariş edilir. Satın alınır. Hak edilir. Hatta çalınır. Ama aşk sadece bulunuverir. Birdenbire..
*aşk her zaman haber vermeden gelir ve hazırlıksız yakalar. Çünkü aşk bir süvari baskınıdır.
Ne olduğunu anlamadan kargaşanın ortasında buluverirsin kendini.
Savaş naraları

nal sesleri arasında.
Silahsız

korumasız

ayakların çıplak.
Ve parlar aniden bir kılıç üzerinde
Bir tek darbeyle alır canını
Bir at başı seçebilirsin sadece hayal meyal
Sağrısı ter kan içinde

ağzı köpük

kulakları dik
Burun delikleri kocaman açılmış
Süvarisi kim?
Niye şimdi?
Ve niye sen?
*Sonsuza kadar sürecek yegane aşklar yarım kalmış aşklardır
*sonsuza kadar süremeyeceğini bilerek yaşadığımız bir aşk daha uzun sürer.
Ne kadar sürer?
Kim bilir

beklide sonsuza kadar sürer
*bir ömür boyu : ya ömür boyu değildir; ya da aşk değildir.
*en hızlı yatıştırıcı sekstir. En etkin sakinleştirici ise kısa ve küçük bir aşk.
Bir gecelik aşklar
*herkez birbirine sürtünüyor. Kimse sarılmıyor. Teflon aşklar peşindeyiz. Şöyle bir sürtünüyoruz

birden ısınır koyuyor gibi oluyoruz. Bir har

bir ateş

bir yangın – aman aman
Sonra birden biri aygazı kapatıyor sanki. Pişen her ne idiyse – çoğu zaman da seks – çarçabuk tüketiliyor. Hamhum şaralop. Öylesine özentisiz bir sofrada

şarapsız ve sohbetsiz.
Ve herkez yoluna

teflonlar dolaba. İşte size küçük aşklar. Teflon günler

neon geceler. 1990 lı yıllar.
*Doymak mı?
Sıradan ilişkiler ile doyar insan
Tıkınarak
Büyük aşklar oysa doyurmazlar asla
Tam tersine iştahını açarlar adamın
Çok ama çok daha büyük sofralara
*aşk bir açlıktır

şehvet ise iştah
*aşkta şehveti sofrada iştaha benzetirler. Doğrudur

ama şöyle ; şehvet aşkın değil asıl aşk şevkin iştahını açar – şehvet aşkın bütün iştahı ise ne o aşk ne de o şehvet uzun ömürlü olur
Erkekler ve kadınların ayrı dünyaları
*Erkekler deli gibi aşık olurlar

zamanla akıllanırlar. Kadınlar ise akıllı gibi aşık olurlar

zamanla delirirler.
*Aşk

kadını ve erkeği farklı etkiler. Aşık olan kadının gözünde başka hiç bir şeyin değeri kalmaz. Aşık olan erkeğin gözünde ise her şey yeniden değerlenir.
Çünkü aşık kadın “nasıl olsa bitecek? sezgisi ile hareket eder. Aşık erkek ise “nasıl olsa sonsuza kadar sürecek? yanılgısıyla….
Aşık kadınlar bu yüzden hep endişeli ve hep huzursuzdurlar; aşık erkekler ise melekler gibi dingin ve aptallar gibi bön.
*Aşksız bir erkek kendini kölesiz bir efendi gibi hisseder

aşksız bir kadın ise efendisiz bir köle.
*Bir erkek kadınından bıktığı için onu terk eder; bir kadın ise erkeğinden sıkıldığı için. Arada çok önemli bir fark var.
*Bir erkek doyduğu için kadınından bıkar. Bir kadın ise doyamadığı için erkeğinden sıkılır.
*Kadın 20. yy. da özgürlüğüne kavuştu.
-yok yahu! Peki sonra ne oldu?
-Hiç iş kölesi…
ÇAPKINLIK
*Toplum ne ikiyüzlüdür yarabbi!
Kadının çapkınına ^^^^^^ derler.
Erkeğin ^^^^^^suna ise çapkın
*Kadın çapkınlığını gizlice yapmak ister. Erkek ise açıkça.
Çünkü çapkınlık erkeğe itibar getirir. Kadına ise sadece baş belası.
*Erkekler arasında çapkınlık hiçbir zaman bu çağdaki kadar popüler olmamıştı.
Neden?
Çünkü artık çapkınlık erkeğin erkekliğini yaşadığı son sığınaktır.
EVLİLİK
*Hayat doya doya çapkınlık yapmak için ne kadar kısadır yarabbi; huzurlu bir evlilik için ise ne kadar uzun
*Kadınlar evlenmeden önce hiç tahmin etmediğimiz gibi

evlendikten sonra ise tam tahmin ettiğimiz gibi çıkarlar.
*Evlilik üç türlüdür. Ya iki zaaf evlenir

ya iki çıkar

ya da iki aşk.
Çıkar ve zaaf evlilikleri

çıkarlar ve zaaflar değişmediği müddetçe devam eder. Aşk evlilikleri ise aşklar

çıkarlar ve zaaflara dönüşene kadar.
İHANET OYUNLARI
*Gerçekten sadık olduğumuz yegane anlar delice aşık olduğumuz anlardır. Ondan sonra ise ya sadık görünürüz ya da fırsat bulamayız.
*Sadakat ihanettir.
Nasıl m?
Canım çeker ama yapamam.
Yani?
Yani sana sadık kalırken kendime ihanet ederim.
Yani?
Yani sadakat ihanettir.
KISKANÇLIK
*başka kadınlarla yatacağımdan şüphelenen kadın aslında kendinden şüphelenmektedir.
*Kıskanç bir kadın huzurumuzu bozar ama gururumuzu okşar. Ve bencil bir aşık için gururu huzurundan her zaman daha önemlidir.
*Erkeklerin kıskançlığı biraz daha farklıdır. Erkek ihanet eden kadınını kıskanmaz; öbür herifin talihini

cazibesini

neşesini ve keyfini kıskanır. Erkeklerin kıskançlığı kadınlarına duyduğu güvensizlikle ilgili değil

kendi erkekliklerine duydukları güvensizlikle ilgilidir.
İTİRAFLAR
*İnsan yalanını itiraf ederken bile düzinelerle yalan söylerler. Detaylar yumuşatılır

sahneler değiştirilir

figüranlar gizlenir. Bazı dostlar aklanır. İtirafçılar akıllıdır. Ayrıntıların toplamından ortaya çıkacak manzara

itiraf edilen o alelade gerçekten çok daha katlanılmazdır çünkü. Büyük ve asıl yalan hep ayrıntılarda gizlidir. Ve hiçbir zaman

en içten itiraflarda dahi ortaya çıkmasına izin verilmez. Kimse ama hiç kimse gerçeğin tamamına katlanamaz – içimizdeki en mert ve en cesur olanlarımız dahil
*çıplak gerçekler müstehcendirler. İşte bu yüzden biraz giydirildikten sonra insan içine çıkarılırlar
Diyerek fısıldadı geldi şeytan.
Diz çöktü önüme usulca
Ve sildi elinin tersiyle gözyaşlarımı
Okşayıp yanağımı hafifçe
Fısıldadı:
Kahpece seven kahpece aldatılır.
Ya mertçe seven?
O enayide mertçe aldatılır.
*Kötü kız olmak ara sıra farkına varılan küçük bir günahtır

İyi kız olmak ise her zaman büyük bir pişmanlık
*Erkekler ve kadınlar affetmek ve unutmak konusunda da biraz farklıdırlar. Erkek çabuk unutur ama asla affetmez. Kadın derhal affeder ama asla unutmaz.
Aslında erkeklerde unutmazlar; sadece hatırlarına getirmezler.
Kısaca: İhanetleri kimse unutmaz. Kimi hatırına getirir. Kimi getirmez. Getirenler mutuz olurlar o kadar.
*İtiraf ederiz. Neden mi?
Çünkü bizde aynı suçu işlemişizdir.
Affederiz. Neden mi?
Çünkü bizde aynı suçu işleyebilirdik.
Unuturuz. Neden mi?
Çünkü bizde aynı suçu işleyeceğiz.
*Hiç düşünmeden yaşamak kolaydır.
Hiç yaşamadan düşünmek de.
Hem düşünmek hem de yaşamak mı?
İşte bu imkansızdır.
*Benim beynim yol geçen hanıdır. Her isteyen

her isteyen kalır

her isteyen gider. Gönlüm ise padişah haremedir. En iyileri

en güzelleri ve en keyiflilerini toplarım ve asla bırakmam.
*Arsızca düşünmek keyifli bir sohbettir. Tutarlı düşünmek ise can sıkıcı bir monolog.
Hayatta önemli olan da keyif ve sohbettir zaten. Doğrular ve gerçekler değil.
*Düşünerek doğru bulunmaz. Bulunmuşsa o muhakkak ama muhakkak yanlıştır. Doğru yanlışların

aykırılıkların

paradoksların arasından sezilir gibi olur. Yani doğru koklanır. İşte bu yüzden tutarsızların burunları beyinlerinden daha kıymetlidir
KİMLİKLENMEK
*Engellenmektir. Sınırlanmaktır. Hapsolmaktır. Her teba kimliklenerek güdülür.
AFORİZMALAR
*Kıvrak cümleler ve söz oyunlarından başka bir şey değildir aforizmalar… Felsefenin mezar taşları

edebiyatın ise yüz karaları.
*Nihilistin kafa karışıklığı
“Her şey hiçtir.?
“Eğer öyleyse hiç de hiç’tir. Bak inanacak bir hiç’in bile kalmadı işte geriye? diye fısıldadı şeytan
*Sinik’in kafa karışıklığı
“her şeyin tersi de doğrudur? dedi sinik
“ ya bu son söylediğinin? diye fısıldadı şeytan
*Aforizmalar;
Hepsi önce doğrudurlar. Üstünde biraz durup düşünürseniz yanlışlaşırlar. Daha çok düşünürseniz tekrar doğrulaşırlar.
Sonra
Sonra tekrar yanlışlaşırlar
Peki nereye kadar gider bu?
Bıkana kadar gider vallahi
TANRILAR ÜZERİNE
*Tanrı yoktur diyen ve bunu savunan adam gerçek bir mümin kadar tanrısıyla beraber yaşamaktadır. Bu yüzden aklı başında bir Tanrı sadece kendine gerçekten inananları ve gerçekten inanmayanları sever.
Tanrı’yı hiç düşünmeyenlerin

ona tamamen kayıtsız kalanların aklında ve gönlünde Tanrı tamamen yok olmuştur. Ateistin dilinde tanrılar olmayabilir ama zihni onlarla doludur. Üstelik tanrı yok demek onun varlığını daha başından kabullenmektir.
*-Hey dostum kim yok dedin?
-Tanrı yok
-Kim yok dedin sen

Kim?
-Tanrı.
-Ha şöyle

yola gel bakalım!
*Sadece Şeytan’ın vesveselerini duyuyorsanız – delisiniz.
Sadece Tanrı’nın ayetlerini duyuyorsanız – peygambersiniz.
……….
Ama her ikisinin sohbetini bir müddet dinliyor

sonra da kalkıp bir reçelli ponçik yiyorsanız

muhtemelen aklı başında bir insansınız…