El-Forum.Com > Genel Kültür > Sözlük > s-ş-t-u


Yönetici Aranıyor !

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08-29-2008, 01:18 AM   #1 (permalink)
»¦ ๒єşเктคş ¦«
Avatar
MisT-One - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forum Bilgileri
Üyelik tarihi: Aug 2008
Bulunduğu yer: İZMİR
Yaş: 15
Mesajlar: 882
Ruh Halim:
Teşekkür Bilgileri
Ettiği Teşekkür: 5
Aldığı Teşekkür: 15
Rep Bilgileri
Rep Puanı: 13
Rep Grafiği: MisT-One is on a distinguished road
Standart S'den U'ya türkçe anlamlarıyla sözlük

S

Saba: Gün doğusunda esen hoş ve latif rüzgar.
Saba: Yazın kuzeydoğudan esen hafif rüzgar tanyeli.
Sabbah: Sabah.
Sadağa: Sadaka.
Sadr: Her şeyin evveli ve başlangıcının en iyisi kalp göğüs ön.
Safi: Katışıksız temiz süzülmüş.
Sağ: Sağlam canlı diri.
Sağalmadı: İyileşmedi.
Sağalmak: İyileşmek.
Sağalmıştır: İyileşmiştir iyileşti.
Sağınnan: Sağndan sağ yanından.
Sağolmaz: Sağalmaz iyileşmez.
Sahat Çukuru: Çukur Sa'd-Saat Çukuru. Doğusu Erivan güneyi Iğdır olan çukur bölge. Adını XIV. yüzyılda yaşamış olan Türkistan beyi Sa'ad'dan alır.

Sail: Kibirli saldıran.
Sakı[saki]: İçki sunan.
Saklıyarlar: Konuk ederler ağırlarlar.
Sal: 1.Dağ eteği dağ eteklerindeki geniş düzlükler. 2. Genelde mezar örtüsü olarak kullanılan yassı taş yassı kum taşı. 3. Sedye.

Salaca: Hastanın taşındığı sedye ölünün taşındığı sedye ya da tabut.
Salak: Salalım atalım.
Salatın: Selatin sultanlar.
Salıpsan: Düşürdün ki düşürmüşsün ki.
Sallana sallana: Salına salına.
Salmak: 1. Dizmek koymak. 2.Atmak. 3. Ağlatmak. 4.Göndermek ulaştırmak vermek. 5.Düşürmek.

Sanarsın: Sanırsın.
Sanasan: Sanasın sanırsın.
Sapa: 1.Gidilen yol üzerinde olmayan sapılarak varılan. 2.Sarplık.
Saralar: Sararlar.
Saralı: Sarılı.
Saralıban: Sarararak.
Saralmak: Sararmak.
Sarayınnan: Sarayından.
Sarışak: Sarılalım sarışalım.
Satılım: Satılayım.
Savgat: Armağan.
Say I: Çalışma emek.
Say II: Sayı.
Say III: Kumda bir takım çizgiler çizerek fal bakma remil.
Say IV: Seçme seçkin.
Say sayılır: Sayılır hesap edilir.
Say saymak: 1.Saymak hesaplamak. 2.Kumda bir takım çizgiler çizerek fal bakmak remil atmak.

Sayrı: Hasta esenlik durumu bozulmuş.
Sayrı: Hasta.
Se: Üç sayısı.
Seba: Bkz.Saba.
Sebak: Ders.
Seb'ül mesan: Yedi kat gökyüzü. Yedi ayetten oluşan Fatiha suresi.
Sedir: Üstü halı kilimle örtülü minderli yastıklı kerevet divan.
Sefa: Gönül şenliği rahatlık.
Seferbeylik: Bir ülkeyi savaşa hazırlayacak önlemlerin tümü seferberlik.
Sefil Emrah: Ercişli Emrah.
Sehab: Bulut.
Seherinen: Seherle tan ağartısında.
Sehv: Hata yanılma.
Sekiz Cennet: En yüksek gök katında bulunduğuna inanılan cennetin sekiz katı ya da sekiz kapısı.

Seküş: Sekiş sekme sekerek yürüme
Selbi[Selbihan-Selbinaz]: Ercişli Emrah'ın sevgilisi Erciş kalesinin başbuğu Miroğlu'nun kızı.
Selvağacı: [Selvi ağacı selvi dalı]: İnce uzun boylu.
Sema: Gökyüzü.
Semek: Balık.
Seninnen: Seninle.
Sennen: Senden seninle.
Sentekin: Senin eşin senin gibi.
Ser çeşme: Suyun başı.
Ser: Baş tepe uç.
Ser: Baş.
Seraser: Baştan başa.
Serencam: Başa gelen baştan geçen ibretli hadise.
Sergerden: Başı dönmüş şaşkın.
Sermest eylemek: Serbest eylemek sarhoş etmek başını döndürmek.
Server: Reis baş.
Servi hôban: Uzun boylu güzel.
Serv-i-revan: Uzun boylu sevgili boyu selviye dönüşmüş boyu selviyi andıran.
Settar: Allah'ın sıfatlarından biri. Örten kapayan gizleyen.
Sevdügüm: Sevdiğim sevgilim.
Sevecen: İçten seven koruyarak seven şefkatli.
Sevennerin: Sevenlerin.
Seversez: Severseniz.
Sevli: Selvi Selbi.
Sevmeginen: Sevmekle sevmek ile.
Sevülmek: Sevilmek.
Sevülür: Sevilir.
Seyrakıp: Rakip karşıt olan kötü kişi.
Seyran eylemek: Gezmek gezinmek.
Seyran: Seyran gezme gezinti.
Seyrana çıhmak: Gezmeye gezintiye çıkmak.
Seyrana düşmek: Gezintiye çıkmak.
Seyreylemek: Seyretmek.
Seyreylemiş: Seyretmiş seyreylemiş.
Seyrine varmadan: Görmeye gitmeden görmeye doymadan.
Seyrine varmak: Görmeye gitmek.
Seyyah: Gezgin gezmen.
Seyyat: Avcı.
Seza: Layık.
Sıdk ile: İçtenlikle.
Sıdk: 1. Doğruluk gerçeklik. 2.İçten bağlılık.
Sıdk: Kalp temizliği ahdına sadık olma samimi.
Sıdkınan: Doğru olarak içtenlikle.
Sığamak: Sıvazlamak okşamak.
Sındırmak: Kırmak koparmak.
Sınık: Kırık.
Sırat mizan: Doğru yol.
Sıratü'l-müstakim: Doğru yol.
Sırdaş: Sır ortağı sır saklayan.
Sırma: Gümüş tel altın yaldızlı gümüş tel.
Sırr-ı yezdan: Tanrı Sırrı.
Sırrım: Sırrımı.
Sızıldanmak: Sızlanmak yakınmak sürekli yakınmak.
Sim ü zer: Altın ve gümüş.
Sim: Gümüş gümüş tel.
Simizer: Sim ü zer gümüş ve altın.
Sin I: Mezar gömüt.
Sin II: 1. ''S'' harfinin Arap abecesindeki adı. 2.Arap abecesinin on ikinci Fars ve Osmanlı abecesinin on beşinci harfi.

Sin: Çin.
Sina: Sine göğüs.
Sine: Göğüs gönül yürek.
Sine: Göğüs kalp iç.
Singirlenmek: Gerdanın sineye doğru güzelliğini bozmayacak bir ölçüde inmesi.
Sipin vahtı: Dua yakarma zamanı; alatan; tan yerinin ağardığı zaman.
Sitem: 1. Bir kimseye yaptığı güce gidecek bir eylemin ya da söylediği sözün yarattığı kırgınlık v.b. olumsuzlukları öfkelenmeden belirtme. 2. Haksızlık eziyet.

Sitemkar: Sitem eden sitemli sitem taşıyan zulum ve haksızlık eden.
Somat: Şölen sofrası sofra.
Sona: Suna dişi ördek.
Sorak: Merak düşkünlük.
Soraram: Sorarım.
Sormak: Emmek sorumak soğurmak
Sökel düşmek: Halsiz düşmek.
Söylerem: Söylerim.
Söylüyüm: Söyleyeyim.
Sözün sayı: Sözün doğrusu.
Sözüni: Sözünü.
Sufra: Sofra.
Sulb: Soy sülale zürriyet.
Sücut etmek: Secde etmek.
Sücut: Secde.
Südkar: Şeker .
Süheyl: Süheyl yıldızı sevgili.
Süleyman: Kur'an'da anılan peygamberlerden biri İncil'de de adı geçen İsrail kıralı (İ.Ö.970-93 1 arası). Kur'an'ın bir çok ayetinde Süleyman peygambere verilen iistiin güçler ilalıi nİnıetier ve saltanattan söz edilir. Kur'an'a göre Süleynıan Davut peyganıberin oğludur. Süleylan peygamberin kuşların dilini bildiğine rüzgara ve cinlere hükmettiğine inanılır. Divan ve Halk şairleri Süleyman peygamberin doğa üstü güçlerine ve kudretli yüzüğüne (Mührü Süleyman) şiirlerinde telmih yoluyla sıkça değinirler. Divan ve Halk şiirinde Süleyman peygamber kuvvet ve kudret örneği olarak işlenir.

Sümme veçhullah: Allah'ın.
Sünnet: Hz. Muhammed'in Müslümanlarca uyulması gerekli davranışlarının ve değişik konularda söylemiş olduğu sözlerin tümü. İbadet yönünden sünnet farz olan nazalardan önce ve sonra kılınan namazlardır.

Süresen: Süresin.
Süryani: Eski Suriye halkında Samilerin Arami kolundan olan.
Süsen: Süsen Çiçeği.
Süz: Süzülerek.
Süzmege: Süzmeye.
Süzük: Süzgün baygın.

MisT-One isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 08-29-2008, 01:19 AM   #2 (permalink)
»¦ ๒єşเктคş ¦«
Avatar
MisT-One - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forum Bilgileri
Üyelik tarihi: Aug 2008
Bulunduğu yer: İZMİR
Yaş: 15
Mesajlar: 882
Ruh Halim:
Teşekkür Bilgileri
Ettiği Teşekkür: 5
Aldığı Teşekkür: 15
Rep Bilgileri
Rep Puanı: 13
Rep Grafiği: MisT-One is on a distinguished road
Standart Cevap: S'den U'ya türkçe anlamlarıyla sözlük

Ş

Şad olmak: Sevinçli olmak neşelenmek.
Şad: Sevinçli şen.
Şadda: Kuşak.
Şadlığ deryası: Sevinç denizi.
Şadlığ-şadlık: Sevinç sevinçlilik.
Şadlık ünü: Sevinç sesi sevincin sesi.
Şahanterlan: Şahin kuşu.
Şahan-terlan: Şahin kuşu.
Şahbaz: İri bir tür akdoğan.
Şakkü'l - kamer: Ayın ikiye bölünmesi.
Şamama: Güzel kokulu yuvarlak sarı kırmızı ya da sarı kahverengi çizgili bir tür küçük kavun. Saz şairlerinin şiirlerinde genç kız memesi kimi kez şamamaya benzetilir.

Şana: Tarak.
Şar: Şehir kent pazar.
Şaşarsız: Şaşırırsınız.
Şavk: Işık.
Şavkı çalmış: Işığı vurmuş.
Şayan: Yakışır yaraşır değer.
Şaz: Şad mutlu mutluluk.
Şaz: Şad sevinç neşe mut.
Şefi: Ela göz tatlı şaşı.
Şefteli: Şeftali.
Şeher: Şehir kent.
Şekva: Şikayet aciz kaldığını ve zavallılığını haber vermek.
Şem: Balmumundan yapılma mum.
Şems ü kamer: Ay ve güneş.
Şems: Güneş.
Şeraben tahur: Cennete mahsus şurup.
Şerik: Ortak ders okul arkadaşı.
Şeş: Altı (sayı).
Şevle: Şule alev yalım parıltı.
Şeyda bülbül: Gülün sevgisiyle kendini yitirmiş bülbül.
Şeyda: Şaşkın deli sevda delisi.
Şikar eylemek: şikar eylemek avlamak.
Şikar: Av.
Şikest eylemek: Kırmak.
Şikeste: Kırılmış incinmiş.
Şire: 1.Şıra daha mayalanmamış üzüm suyu; 2. Kimi meyve sularına verilen ad.
Şirin güftar: Tatlı söz.
Şirin: Ferhat ile Şirin hikayesinin baş kadın kişisi.
Şirin: Tatlı sevimli.
Şita: Kış.
Şol: Şu.
Şovg-şovg: Şavk ışık parıltı.
Şövle: Şule alev yalım parıltı.
Şuğ: Filiz ağacın ilkbahar sürgünü.
Şuh-i-terlen: Özgürce uçan doğan.
Şule: Alev ateş. alevlenmiş olan.
Şule: Alev yalım.
Şüşe çekmek: Büyümeye biçimlenmeye başlamak.
Şüşe: Şişe sıvıların özellikle içkilerin konulduğu camdan yapılmış dar ağızlı kap.

MisT-One isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 08-29-2008, 01:19 AM   #3 (permalink)
»¦ ๒єşเктคş ¦«
Avatar
MisT-One - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forum Bilgileri
Üyelik tarihi: Aug 2008
Bulunduğu yer: İZMİR
Yaş: 15
Mesajlar: 882
Ruh Halim:
Teşekkür Bilgileri
Ettiği Teşekkür: 5
Aldığı Teşekkür: 15
Rep Bilgileri
Rep Puanı: 13
Rep Grafiği: MisT-One is on a distinguished road
Standart Cevap: S'den U'ya türkçe anlamlarıyla sözlük

T

Tağ: Kavun karpuz gibi bitkilerin gövdeleri ve yerde kayılan kolları dalları*.
Taharetsiz: Temizlenmemiş pis.
Tahayyüm: Acıma rahmet kılma.
Tahayyür: Hayale getirme hayalde canlandırma.
Tahça: Duvar rafı duvara çakılmış kapaksız küçük dolap.
Tahir: Temiz.
Taht-ınan: Taht ile tahtla.
Talak: Boşama.
Talan: Yağma.
Talanmak: Yağmalamak yağma edilmek.
Talip: İstekli.
Talip: İsteyen istekli öğrenci bağlı olan.
Tam taşı: İşaret taşı.
Tama: Hırsla isteme aç gözlü.
Tamaşa: Temaşa seyretme hoşlanarak bakma.
Tamu: Cehennem.
Tamu: Cehennem.
Tan etmek: Hoş görmemek kötülemek yermek ayıplamak.
Tan: Güneş doğmadan önceki alaca karanlık.
Tana: Susuzluktan yanmak.
Tanış: Tanıdık kimse bildik.
Tanışak: Tanışalım.
Tan-yıldızı: Gün doğmadan önce doğu gözeriminde görülen parlak yıldız Çoban yıldızı. Kervanyıldızı Çulpan Venüs.

Tapşırırsa: Söylerse bildirirse.
Tapşırmak: 1. lsmarlamak. 2.Emanet etmek. 3. Söylemek ad söylemek.
Tarayı tarayı: Taraya taraya.
Tarhun: Yenilebilen ve hekimlikte kullanılan güzel kokulu bir bitki; tuzla otu.
Tariflemek: Tanımlamak.
Tarikat: Yol manevi yol usul tarz.
Tarlan: Doğan. Sarıya çalgın renkli iri pençeli doğan.
Tartılım: Tartılayım.
Tay: Denk eş.
Taya: Dadı süt anası.
Tecdid: Yenileme yeniden yapma.
Tecella: Tur Dağı'nda Tanrı'nın Musa'ya görünüşü.
Teferrüc: Fikretmek düşünmek fikri harekete getirmek.
Tehi dest: Eliboş züğürt.
Tek: Gibi.
Tekebbür: Kibirlenmek. Kendini büyük görmek.
Tekebbürlük: Kibirlenme büyüklük taslama.
Tekin: Gibi.
Telef olmak: Yok olmak ölmek.
Telli durna: Turna telli turna.
Telli: 1 .Kadın adı olarak 2. Sorguçlu kimi kuş türleri için kullanılır.
Temaşa: Gezme bakıp seyretme.
Temenna: Eli alnına götürerek selamlama işareti yapma.
Tene: Tane.
Ter: Yeni taze.
Tercüman: Kurbanlık koyun.
Terezi: Terazi.
Terkini: Belli bir saatte ve yerde buluşma için sözleşme.
Terlan yiyenni: Terlan yiyenli. Doğandan daha yırtıcı avcı kuş.
Terlan-terlen: Sarıya çalgın renkli iri pençeli doğan.
Terliyip: Terlemiş.
Tevekkül: İşi Allah'a bırakıp kadere razı olma.
Tevür tevür: Biçim biçim her halinle.
Tezbahar: 1. İlkbahar. 2. Erken gelen bahar.
Teze: Taze yeni.
Tezelenmek: Yenilenmek.
Tezelenmek: Yenilenmek.
Tezkin: Teşbih etmek benzetmek.
Tezze: Taze yeni.
Tezzele: Tazele yenile.
Tıfıl: Küçük çocuk.
Tığ-ı müjgan: Sevgilinin kaşları ve kirpikleri.
Tırıntaz: 1. Tirendaz ''tir-endaz'' ok atıcı. 2. Uyumlu giyinmeyi huy edinmiş kimse. 3. Çok temiz kimse.

Timar: Sağaltma iyileştirme.
Tir I: Benzer denk eş.
Tir II: Ok.
Tomur olmak: Tomurmak tomurcuklanmak kabarmak.
Tomur salmak: Tomur sürmek tomurcuklanmak filizlenmek.
Tomur: Kabartı ağaç ve asmalardaki filiz kabartıları.
Tor: 1. Ağ tuzak kapan. 2. Acemi toy bir işi yapmakta becerisi olmayan.
Tora ilişmek: Ağa takılmak tuzağa düşmek.
Tora salmak: Tuzağa düşürmek.
Tovuz: Tavus kuşu.
Toy I: Şölen düğün.
Toy II: Toy kuşu iri ya da orta boylu tüyleri kızıl ve esmer benekli bir av kuşu. Toygun: Ak ve çakır renkli doğan.

Toy tamaşa: Eğlence düğün dernek.
Toylak: Toy Kuşu.
Toylu tamaşalı: Eğlenceli düğün dernekli.
Tozarmak: Toz kalkmak.
Tozmak: Gezmek salınarak dolaşmak.
Tozumak: Tozarmak tozu kalkmak.
Tozuyan: Tozaran.
Töhmet: Karaçalma suçlama.
Tökmek: Dökmek.
Töküp: Dökmüş.
Tuba: Cennette bulunan ve kökü göklerde dalları aşağıda olan ağaç.
Tuğ: Başlangıçta Türklerce kutsal sayılan ve kutas-kotas adı verilen Tibet öküzünün sonraları atın kuyruk kıllarından yapılan sembol hükümdarın verdiği saygınlık belirten sorguç.

Tuğu terlen [terlan-tarlan]: Başında uzun tüyleri olan sarıya çalgın renkli iri pençeli avcı kuş; tuğlu doğan.

Tumaşa: Temaşa seyretme.
Tun: 1.Köşe bucak; gizli yer. 2.Yön semt.
Tundan tuna atmak: Diyardan diyara sürüp dolaştırınak bahtsızlığa uğratmak.
Tundan tuna: Uzak yerlere felaketten felakete.
Tur Dağı: 1.Bir dağ adı. 2.Dinsel inanca göre Tanrı'nın Musa'ya yüzünü yansıttığı dağ.
Turab: Türap toprak.
Turabınnan: Türabından toprağından.
Turan: Eski İranlılar tarafından Türk ülkesine verilen ad; Orta Asya.
Turap: Toprak.
Tuş gelmek: Karşılaşmak görünmek.
Tutam: Tutayıın.
Tutuban: Tutarak.
Tutum : Tutam demet deste.
Tutum: Tutayım.
Tüg: Tiiy telek.
Tümen. 1. İran para birimi. 2. İran'da binlik altın. 3. On bin.
Türki: Türkçe. Türk milletine has.
Tütün: Duman gönül yanığının dumanı.

MisT-One isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 08-29-2008, 01:20 AM   #4 (permalink)
»¦ ๒єşเктคş ¦«
Avatar
MisT-One - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forum Bilgileri
Üyelik tarihi: Aug 2008
Bulunduğu yer: İZMİR
Yaş: 15
Mesajlar: 882
Ruh Halim:
Teşekkür Bilgileri
Ettiği Teşekkür: 5
Aldığı Teşekkür: 15
Rep Bilgileri
Rep Puanı: 13
Rep Grafiği: MisT-One is on a distinguished road
Standart Cevap: S'den U'ya türkçe anlamlarıyla sözlük

U

Uca: Yüce yüksek yüksek yer.
Ucalanmak: Büyümek boy atmak.
Ucalık: Yücelik saygınlık.
Ucalmak: Yükselmek yücelmek.
Ucasına: Yükseğine yücesine.
Ucun ucun: Gizli gizli bir yandan da...
Uçmak: Cennet.
Uğrun: Gizli.
Ukba: Ahret.
Ulak: Haberci.
Ulanmak: Ulaşmak kavuşmak eklenmek.
Umar: Çare.
Umdurmak: Ummasını sağlamak.
Umman: Büyük deniz engin deniz okyanus.
Umman: Engin deniz okyanus.
Unulmaz: Onulmaz iyileşmez.
Unutmuşam: Unuttum unutmuşum.
Urmak: Vurmak.
Urum: Rum.
Usalmak: Uslanmak.
Ussuz: Akılsız düşünemez.
Ustaz: Üstad.
Uşağ-Uşak: Çocuk.
Uşdu: Uçtu.
Uyuram: Uyurum.

MisT-One isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Tags: , , , ,


s-ş-t-u Bölümündeki Son Konular

« - | - »

Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan

 

Cevaplar Yazan
O'dan R'ye türkçe anlamlarıyla sözlük MisT-One o-ö-p-r 3 08-29-2008 01:18 AM
K'den N'ye türkçe anlamlarıyla sözlük MisT-One k-l-m-n 3 08-29-2008 01:16 AM
H'den j'kadar türkçe anlamlarıyla sözlük MisT-One h-ı-i-j 2 08-29-2008 01:14 AM
D'den G'ye kadar türkçe anlamlarıyla sözlük MisT-One d-e-f-g 2 08-29-2008 01:12 AM
A -Türkçe Anlamıyla Sözlük MisT-One a-b-c-ç 3 08-29-2008 01:09 AM

Saat 03:49 AM



Powered by vBulletin® Version Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Seo by
vBSEO ,

El-Forum.Com Cep Telefonu Sağlık Forum Cell Phone Oyun Eklesen Firma Rehberi Okey indir
5 6 7 8 9 10 11 12 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 171 172 173 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 219 221 222 223 224 226 227 228 233 234 239 240 241 248 249 258 264 265 266 267 268 269 270 271